(13) 23:05 Mesih | Kendi Yıkımının Tanığı | Var Olma Eğilimi

TOZ|ONUR-YIKIM|NÖBET

Tik-Tak

"Bu metin, Burzum - Dunkelheit eşliğinde solunmalıdır."

TOZ

Üzerime biçilmiş inançların, o her yanı saran katı doğruların arasındayım. Nefes almak, bir mücadele. Ciğerlerime dolan bu kahırlı katran hava değil, başkalarına ait fikirlerin çıkarcı tozu.

— Boğuluyorlar! Farkında olmayan herkes boğuluyor! —

Bense o kalabalığın içinde bir yabancı gibi duruyorum. Hava ağır, gökyüzü alçak, duygular basık. Başardım, bir boşluğa sığınıyorum. Mülteciyim; ahmak, uzaylı bir mülteci.

ONUR - YIKIM

Artık saklamıyorum. Kendimi bizzat yıkıyorum. Sahte temeller üzerine kurulmuş bir binaydı bu enkaz. Bir küp; kapısız, bacasız, penceresiz. Teslimiyet değil, dürüstlük. (Balyoz gibi sözcükler.)

— Aklının yarattığı o suni kalede korun, hapsol! —

Ben sövüyorum şimdi; her vuruşum bir duvar yıkıyor, üzerime yığılsa bile talibim. Yıkılıyorum çünkü bu tercihim. Ancak enkaz altında kaldığımda sahtelikten kurtulmuş olacağım.

RİTİM BOZUKLUĞU

İçeri, dışarı...
İçeri, dışarı...
İçeri, dışarı...

Belki kesik kesik, belki çok sıkışık; ama "kendi tarzımda" soluyorum. Bu düzene karşı verdiğim en sessiz ama en derin yanıt. (Nabız yok.) Benim nefesim, benim devrimim. Başka bir varoluştan acizim.

"Kendimi yıkıyorum, kabul ediyorum bunu; inançların yarattığı bu astım ikliminde, güçlükle soluyanların dünyasında bekleyerek soluk alıyorum; kendi tarzımda soluk alıyorum."

When night falls, she cloaks the world in impenetrable darkness.

A chill rises from the soil and contaminates the air.

Suddenly, life has new meaning.

NÖBET

Ağır, yavaş ve sola doğru... Bulutların değil, zemine çivilenmiş dağların hareketini duyuyor, hissediyorum. Ve bir kahır gibi bu yavaş hareketleri hissetmek... Bu bir mucize değil; ya da bir kurtarıcı değil. Kendi varlığımın ham hali!

Benim Mesih'im benim. Bu kibirli bekleyiş; akıntıya kapılmayı reddedenlerin, o sağır edici hıza ayak uydurmayanların sığınağı. Sadece soluk alarak beklemek, yeterli farkındalığa...