(17) Perspektif ve Algı: Gerçekliğin Parçalanışı

MANZARA | AÇI | BETH

Göreceli Gerçekliği Sindirme Merasimi

"Hak etmediğimi düşünüyorum aslında her an. Ne iyiyi ne kötüyü. Oldukça sıradan."

MANZARA

Hak etmediğimi düşündüm bir an. Önce sigaramı söndürdüm. Ahşap sehpa üzerinde birbiri üzerine örtü olmuş sigara ve çakmağı birbirinden ayırdım. Onlar hiç hak etmiyordu. Kalkıp pencereye yöneldim. Yol sesi, çay, mont. Ağaçlar yerine 59 katlı binalar, Büyük boy bir Türk bayrağı, Minik bir kanal yerine sıralı park etmiş tırlar.

Manzaram.

Hak etmediğimi düşünüyorum aslında her an. Ne iyiyi ne kötüyü. Oldukça sıradan.

AÇI

Şimdi masanın diğer tarafındayım. Hemen herkes karşımda. Hiç görmediğim bir açıdayım belki. Belki de her şey çok değişti. Neye güldüğüm, neyin peşinden koştuğum, neden gerçekten huzursuz olduğum.

Renkler, kokular, algım. Elimden çalınan çok uzunca zaman. Şimdi bakınca hiç var olmamışım gibi.

Her şey çok değişti.

Masanın diğer tarafındayım. Geride bıraktığımı sandığım her şey karşımda ve çok daha aleni. Siyah sandığım mormuş mesela! Kırmızı şimdi kırmızı değil, neredeyse mavi. Yeniden başladım. Bu, göreceli gerçekliğinizi sindirme merasimi. Doğrularıma kasteden bağlarınız. Yeniden kopartılmalı. Ha kırmızı ha mavi.

Deprem oluyordu. Üzerime yıkıldı ruh. Sabah geldi, sabah hep gelir ama bazen Güneş ısıtmaz.

BETH 4:28

Küpümün içinde onun sesi, duvarlara çarpıyor; "I can't hold this state anymore Understand me anymore I can't mold this stage anymore Recognize me anymore To tread this fantasy openly What have I done? Oh, this uncertainty is taking me over" Beth, Adrian, Geoffrey

"Bu duruma dayanamıyorum artık anla, Bu sahneyi şekle sokamıyorum artık tanı, Neler yaptım bu hayali gerçekleştirmek için, bu belirsizlik beni öldürüyor..."