(11) 04:45
DELİLİĞİN İMALATI
O kadar net, o kadar berrak anlatmış ki Szasz..
Durum tam olarak bu, eminim...
Düşman ilan ettiklerinin bir insandan çok canavar olduğunu iddia etmeleri, ardından yenmek değil, öldürmek arzusunda harekete geçmeleri ve öyle nahif, öyle sakin, öyle sarıp sarmalayıp katliamı gerçekleştiren halleri, inanılmaz.
ÜRKEK
Hafif alacalı, çok estetik bir kedi karşı kaldırımın üst köşesinde, sırtı bana dönük. Metruk binaya hayran bakıyor.
Bir şey var ama diken diken tüyleri.
Huzursuz, heyecanlı bir hâl.
(Caddede, ters yönden gelen iki taksi tekel bayii önünde duruyor aniden. Sigaraları mı bitmiş?)
Bir sese ürperdiğini hissediyorum.
Bana döndüğünde gözlerinde evcil bir hâl görüyorum.
O kadar güzel ki.
Ama çok hırpalanmış. Besbelli. Sokağa ait değil.
ifade edebilse, korkuyu kendine konduramayacak. Eminim.
YALINAYAK
Kovalanıyordum.
Ama o kadar hızlılardı ki çaresiz hissettim ve bir noktada ayağımda parçalanan o ayakkabıyı da bırakıverdim yolun ortasında..
Silahları var biliyor musun?
Sorgusuz sualsiz kullandıkları! Düzenin en büyük kötülüğü ilan ettikleri....
Zorla bir çarkın içine sokmaya çalıştıkları ve güya çarka isyan ettikleri...
Ve dahi buna seni bile ikna ettikleri.
Sustum.
Minik bir çekici eline aldı, cam çerçeve bırakmadı.
Sözler manasız.
Eylemler katleder.
SORGU
Sorgu geceleri sanırım henüz bitti.
Kanayan portakallar biteli çok oldu.
Anlamlandırmaya henüz başladım.
En başa dönülmüş. Ta en başa.
Tohum. Fidan. Ağaç. Meyve. Çekirdek. Tohum...
Örüntü boyu oldukça kısa.
Ve bu kısalık, vurucu darbelerin sayısının ne kadar fazla olabileceğini ifade ediyor bir yanıyla.
Sözler sadece birer ikişer satır. Eylemler katleder.
Tek ama karmaşık bir sebebim var aslında; göz pınarı, tuzlu su, şeker ve bıçak.
Kombini elden ele dolaştırsak anlayacaksın manadan ne kadar uzak.
2div>