The Strokes – First Impressions of Earth: Formülün Kırıldığı An

 


2000’lerin başında gitar müziğini yeniden merkez sahneye taşıyan The Strokes, üçüncü albümleri First Impressions of Earth ile kendi yarattıkları formülü genişletmeye çalıştı. Daha sert, daha uzun
ve daha karanlık bu albüm, grubun diskografisindeki en tartışmalı ama aynı zamanda en ilginç dönemeçlerden biri.


Giriş

2001’de yayımlanan Is This It, indie rock’ın modern tarihindeki en etkili çıkışlardan biriydi. The Strokes’un minimal gitar riffleri, mekanik ritimleri ve Julian Casablancas’ın kayıtsız görünen vokalleri kısa sürede yeni bir gitar müziği dalgasının önünü açtı.

2003’te gelen Room on Fire ise bu formülü büyük ölçüde koruyarak grubun kimliğini sağlamlaştırdı. Ancak üçüncü albüm First Impressions of Earth (2006) ile The Strokes ilk kez bu güvenli alanın dışına çıkmaya karar verdi.

“We didn't want to repeat ourselves again.”
— Julian Casablancas

Daha uzun bir albüm, daha agresif gitarlar ve daha karanlık sözler… Bu değişim hem grubun müzikal olarak büyüme isteğinin hem de artan beklentilerin yarattığı baskının bir sonucu gibi görünüyordu.

Albüm yayımlandığında eleştirmenlerden genel olarak olumlu fakat temkinli yorumlar aldı. Birçok değerlendirmeye göre First Impressions of Earth, grubun en iddialı ama aynı zamanda en tutarsız çalışmasıydı.


Daha Büyük, Daha Sert, Daha Dağınık Bir Strokes

First Impressions of Earth, grubun önceki albümlerine göre çok daha geniş bir çalışma. Yaklaşık bir saate yaklaşan süresi ve 14 parçalık yapısıyla The Strokes’un en uzun albümü.

“The album is bigger and darker than the first two records.”
— Nikolai Fraiture

Albümün açılış parçası You Only Live Once, grubun melodik tarafını öne çıkaran ve kariyerlerinin en güçlü açılışlarından biri olarak kabul edilen bir şarkı. Hemen ardından gelen Juicebox ise karanlık bas yürüyüşü ve sert gitarlarıyla albümün tonunu bir anda değiştirir. 


Bu parçada ritim bölümü — Fab Moretti ve Nikolai Fraiture — neredeyse makine gibi işleyen bir temel kurarken gitaristler Nick Valensi ve Albert Hammond Jr. kısa ama keskin rifflerle şarkının gerilimini sürekli diri tutar. Albüm boyunca dikkat çeken bir başka özellik de çeşitlilik. Heart in a Cage punk enerjisiyle öne çıkarken Ask Me Anything gitarın neredeyse tamamen yok olduğu deneysel yapısıyla albümün en sıra dışı anlarından biridir. 

You Only Live Once
Albümün açılışı ve grubun en parlak pop anlarından biri. Melodik gitarlar ve akılda kalıcı nakarat, The Strokes’un klasik formülünü kusursuz biçimde özetliyor.

Juicebox
Karanlık bas yürüyüşü ve sert gitarlarıyla albümün en agresif parçalarından biri.

Heart in a Cage
Hızlı temposu ve yoğun gitarlarıyla albümün en enerjik anlarından.

Razorblade
Melodik yapısı ve ironik sözleriyle grubun klasik sound’una en yakın parçalarından biri.

Vision of Division
Teknik gitar işçiliği ve solosuyla albümün en dikkat çekici şarkılarından.

Ask Me Anything
Gitarların geri planda kaldığı minimal ve deneysel bir parça.

Ize of the World
Melankolik atmosferi ve epik gitar bölümleriyle albümün gizli başyapıtlarından.

Red Light
Albümün kapanışı. Yorgun ama umutlu bir final.


Julian Casablancas’ın Yorgunluğu

Albümün ruh halini belirleyen en önemli unsur Julian Casablancas’ın söz yazımı ve vokal performansı. İlk iki albümdeki cool ve mesafeli anlatımın yerini burada daha gergin ve zaman zaman yorgun bir ton alır.


Albümün ilerleyen bölümlerinde yer alan Red Light gibi şarkılar, Casablancas’ın varoluşsal bir boşluk hissini dile getirdiği anlar içerir. Şöhretin ve beklentilerin yarattığı baskı bu albümde ilk kez bu kadar açık biçimde hissedilir.

“It was the first time we tried to push beyond the sound people expected from us.”
— Albert Hammond Jr.

Bu açıdan First Impressions of Earth, The Strokes’un kariyerindeki bir kırılma noktasını temsil eder.


Sonuç

Bugünden bakıldığında First Impressions of Earth, The Strokes’un diskografisinde bir geçiş albümü gibi durur. Grup bu albümde ilk kez kendi yarattığı formülü kırmaya çalışmış, daha büyük prodüksiyonlara ve farklı müzikal yönlere kapı aralamıştır.

Belki de bu yüzden albüm ilk yayımlandığında tam olarak anlaşılmamıştı. Çünkü dinleyicilerin bir kısmı The Strokes’tan üçüncü kez Is This It tarzı bir albüm bekliyordu.

Ancak grup tam tersini yaptı: daha uzun, daha karmaşık ve zaman zaman daha karanlık bir kayıt ortaya koydu.

Sonuç olarak First Impressions of Earth, kusurlarıyla birlikte The Strokes’un en ilginç çalışmalarından biridir. Bir başyapıt olmayabilir, fakat grubun mitolojisinde önemli bir sorunun cevabını barındırır:

Bir rock grubu kendi yarattığı formülden ne kadar uzaklaşabilir?


Bu Albümü Seven Bunları da Sever !

1. The Libertines – Up the Bracket (2002)

The Strokes ile aynı dönemde ortaya çıkan İngiliz indie patlamasının en önemli kayıtlarından biri. Kaotik enerjisi, kirli gitarları ve punk ruhu First Impressions of Earth’ün sert tarafını sevenlere hitap eder.

2. Arctic Monkeys – Whatever People Say I Am, That’s What I’m Not (2006)

The Strokes’un açtığı yolu takip eden en önemli gruplardan biri. Hızlı gitarlar ve gençlik enerjisiyle dolu bir debut.

3. Interpol – Turn on the Bright Lights (2002)

Daha karanlık ve atmosferik bir New York indie rock albümü. First Impressions of Earth’ün melankolik tarafını sevenler için.


Kaynakça

  • Pitchfork – First Impressions of Earth Review

  • NME – The Strokes Album Review

  • NPR Music – First Impressions of Earth

  • Tinnitist – Classic Album Review

  • Drowned in Sound – Album Review

  • Medium – Album Essay

  • Chimpomatic – Album Review

  • KTSW Blog – Album Review