Basçı Carlos Dengler’ın ayrılığının ardından Interpol için her şey belirsizdi. El Pintor, bu belirsizliğin içinden doğan bir albüm: gitarların yeniden merkezde olduğu, karanlık romantizmin geri döndüğü ve grubun kendi kimliğini yeniden kurduğu bir kayıt.
Karanlık romantizmin yeniden inşası
2014’te yayımlanan El Pintor, Interpol için yalnızca bir albüm değil, aynı zamanda bir yeniden hizalanma anıydı. Grubun klasik kadrosunun önemli bir parçası olan Carlos Dengler’ın ayrılığının ardından gelen ilk kayıt olması nedeniyle, birçok dinleyici için Interpol’ün geleceği belirsiz görünüyordu.
Dengler’ın yokluğu özellikle grubun erken dönem diskografisini bilenler için büyük bir soru işaretiydi. Çünkü Turn on the Bright Lights ve Antics gibi albümlerde bas gitar yalnızca ritmik bir unsur değil, gitarlarla eşit derecede melodik bir karakter taşıyordu.
Bu boşluk El Pintor’da beklenenden farklı bir şekilde doldurulur: bas gitarın büyük kısmını Paul Banks üstlenir ve grubun sound’u daha doğrudan bir gitar merkezine kayar. Sonuç ise şaşırtıcı derecede dinamik bir Interpol albümüdür.
Albümün yaratım süreci de aslında oldukça organikti. Grup üyeleri için yeni bir albüm yapmak bir zorunluluktan çok, şarkıların doğal olarak birikmesiyle oluşmuş bir süreçti.
“There was never a point where we said we had to make another Interpol record. I just liked the songs.”
— Daniel Kessler
Bu sözler, El Pintor’un genel ruh halini iyi açıklar. Albüm bir geri dönüş manifestosundan çok, grubun birlikte müzik yapma isteğinin doğal sonucu gibi duyulur.
Gitarların geri dönüşü
Albümün açılış parçası All the Rage Back Home, Interpol’ün uzun süredir yazdığı en enerjik şarkılardan biridir. Sam Fogarino’nun neredeyse motorik sayılabilecek davul ritmi ve Daniel Kessler’ın keskin gitar melodileri, grubun klasik post-punk gerilimini yeniden kurar.
Bu parça aynı zamanda albümün genel yönünü de belirler: hızlı, net ve gitar ağırlıklı.
Albüm ilerledikçe Interpol’ün karakteristik karanlık atmosferi yeniden belirginleşir. Özellikle My Desire, hipnotik gitar döngüsü ve Paul Banks’in dramatik vokaliyle albümün en güçlü anlarından biri haline gelir. Parça yavaş yavaş yükselen bir gerilim üzerine kuruludur ve sonunda neredeyse sinematik bir yoğunluğa ulaşır.
Şehir, melankoli ve yalnızlık
Interpol’ün müziği her zaman şehirli bir yalnızlık hissi taşır. El Pintor da bu açıdan grubun diskografisinde yeni bir sayfa açmaz; aksine bu temayı yeniden yorumlar.
Same Town, New Story ve My Blue Supreme gibi parçalar albümün daha içe dönük anlarını oluşturur. Gitarların katmanlı yapısı ve Banks’in neredeyse fısıltıya yaklaşan vokali bu şarkılara noir bir atmosfer kazandırır.
Albümün tematik merkezlerinden biri sayılabilecek Everything Is Wrong ise başlığının ima ettiğinden daha karmaşık bir duygusal yapı taşır.
Paul Banks bir röportajında bu şarkının yaklaşımını şöyle açıklıyordu:
“In order to highlight the positive, sometimes you have to focus on the negative.”
— Paul Banks
Bu yaklaşım aslında Interpol’ün genel estetiğini de özetler: karanlık bir dil kullanarak umutlu bir alan açmak.
Albümün orta bölümü: yoğunluk ve gerilim
Albümün ikinci yarısı daha sert gitar dokularına yönelir. Breaker 1 ve Ancient Ways, Interpol’ün gotik post-punk köklerini hatırlatan yoğun gitar atmosferleri kurar.
Özellikle Ancient Ways albümdeki en agresif gitar rifflerinden birine sahiptir ve grubun erken dönem enerjisini yeniden yakaladığı anlardan biridir.
Bu noktada Interpol’ün müziği yalnızca nostaljik bir geri dönüş hissi yaratmaz; aynı zamanda grubun yıllar içinde öğrendiği prodüksiyon disiplinini de gösterir. Davullar daha net, gitarlar daha parlak ve kompozisyonlar daha kontrollüdür.
Albümü kapatan sessizlik
Albümün kapanış parçası Twice As Hard, önceki şarkıların yoğunluğunu çözen daha sakin bir final sunar. Interpol albümlerinin çoğunda görülen dramatik kapanış geleneğini sürdürür.
Bu noktada El Pintor, dinleyicide güçlü bir son izlenim bırakır: Interpol hâlâ aynı karanlık romantizmi üretebilen bir grup.
Sam Fogarino’nun bir röportajda söylediği şu sözler albümün ruhunu belki de en iyi şekilde özetler:
“There was no hidden agenda. We were just paying respect to something bigger than us — the band.”
— Sam Fogarino
Öne Çıkan 5 Parça
All the Rage Back Home
Albümün enerjik açılışı. Interpol’ün klasik post-punk gerilimini modern bir prodüksiyonla yeniden kuruyor.
My Desire
Hipnotik gitar riffi ve dramatik yükselişiyle albümün en güçlü anlarından biri.
Same Town, New Story
Karanlık atmosferi ve noir hissiyle Interpol’ün melankolik tarafını en iyi yansıtan şarkılardan.
Everything Is Wrong
Albümün tematik merkezlerinden biri. Umutsuzluk ile umut arasında gidip gelen bir Interpol klasiği.
Ancient Ways
Sert gitar riffleri ve yoğun atmosferiyle albümün en agresif anlarından biri.
Sonuç
El Pintor, Interpol’ün kariyerindeki en radikal albüm olmayabilir. Ancak grubun kendi kimliğini yeniden toparladığı önemli bir dönüm noktasıdır.
Gitarların yeniden parladığı, Paul Banks’in karanlık romantizminin geri döndüğü ve grubun kendi sesini yeniden keşfettiği bir albüm.
Bir zirve değil belki — ama kesinlikle yeniden ayağa kalkmanın sesi.
Bu Albümü Seven Bunları da Sever !
The Horrors – Primary Colours
Post-punk ve shoegaze’i birleştiren karanlık atmosferiyle Interpol’ün gitar yoğunluğunu sevenler için güçlü bir alternatif.
Iceage – Plowing Into the Field of Love
Daha kaotik ama aynı derecede dramatik bir post-punk enerjisi.
Kaynakça
Pitchfork – Interpol: El Pintor review
Rolling Stone – El Pintor album review
Billboard – Track-by-track album review
PopMatters – Interpol El Pintor review
Stereogum – Premature Evaluation: El Pintor
Treblezine – Interpol El Pintor review
Sputnikmusic – El Pintor review
Drowned in Sound – Interpol El Pintor review
Diffuser – Album review
Smashcut Reviews – Interpol El Pintor review
Metacritic – El Pintor critic scores
The Quietus – Interpol interview about El Pintor

