(4) 13.10.23 İntihar Üzerine Kısa Bir Not. Kısır Döngü. Etta.


''Her haber aldığımda ve/veya okuduğumda Durkheim’in konuyla ilgili yaptığı sınıflandırma sayesinde normal karşılayabiliyorum intiharı.
Özellikle anomik intiharların yaşandığını var sayarsak; kopmak, yetememek, yetişememek kaynaklıdır diyorum.

Fakat Cioran’ın konuya bireysel olarak bakisi ve “intihar iyimserlerin isidir, artık iyimser olamayan iyimserlerin.” demesi aklıma geliyor o noktada acı başlıyor. 

Cioran gibi bir nihilist, bir varoluşçu ve veya bir empresyonist açısından zaten anlamsız olan hayatı, herhangi bir sebepten terk etmek daha da anlamsız çünkü. 

İş bu halde her varoluş, daha da tiksindiren bir hal alıyor Sartre’in bahsettiği ölçüyle. Dayan dayanabilirsen. Anlam aramaktan vazgeçilmediği surece intiharın kaçınılmazlığı güneşin doğuşu kadar gerçek. 

İhtiyacımız olan iyimserlerin, iyimserliklerini yitirmiş olmaları tüm duvarları yıkıyor hayatta kalanların üzerine. Oysa varoluşların katlanılabilirliği; İyimserlerin, iyimser kalabilmeleriyle doğru orantılı (kısır döngü). 

Tekrar Durkheim’e geliyoruz bu noktada. İyimsere iyimserliğini kaybettiren ve bireyleri kopartıp anomiye sürükleyen; tüm toplumsal, siyasi, askeri, ekonomik baskı aygıtlarının yok edilmesi buna mukabil cemaatin/cemiyetin topluluğun değilde bireyin iyiliğinin önem kazanması tek çıkar yol. 

Hiçten hep’e, çoktan tek’e iki yönlü bir yolculuk bu intihar dedikleri.

Farkına varabilene ne mutlu, anlam aramanın anlamsızlığının. ''
13.10.23

Etta eşliğinde okuyordum... 1956'dan kalma bir hediye gibi...

''Every time we say goodbye, I die a little Every time we say goodbye, I wonder why a little
Why the Gods above me, who must be in the know Think so little of me, they allow you to go''

''Her veda edişimizde, biraz ölüyorum. Her veda edişimizde, nedenini merak ediyorum Üstümdeki tanrılar, her şeyi bilenler, neden beni bu kadar değersiz görüyorlar da gitmenize izin veriyorlar?''




Ne güzel ses, ne büyülü...