(3) 4:17 Panaptikon, Opeth, Gerçeğin Doğruya Tecavüzü


3:18

13 m² zemin, bir kapı, bir Fransız balkon.
Oldukça karanlık şuan ve fakat dünyanın en güzel kokusu sinmiş odaya yıllar içinde. 
Bir cibinlik var etrafımda, aslında çok zamansız ve gereksiz ama eğlenceli bulurum. 
Gerçeğe dönmeliyim.

ooo


Günler geçiyor fakat yine 3:18


Eski bir nota göre susmam gerekiyor. 

"-Peki ya yetişkinler?

- Susarlar oğlum. Bazen kanmak ister ve susar, bazen aptala yatar ve susar, bazen cevap vermek gereksiz gelir susar, bazen o cevap zarar verecektir susar."


S.keyim eski notları, travmayı, düşünceyi.
Susulmamalıydı. 
Susmadan özen gösterebilir miydim? Asla! Ah bundan çok korkuyorum artık. Bir yerde bir an kopacak ve bunu kaybedeceğim farkındayım ve bu hoş değil. 
Anlaşılabilecek miyim? 
Ve bu kimin umurunda benden başka? Sözler bazen o kadar anlamsız ki..

İkna edildiğim her süreçten nefret etmek sadece benim tekelimde olan bir durum olmamalı.
Bu altı duvardan küpün içinde hapsolmuş olan sadece ben değilim.
Değil mi?
Bir tek benim üzerimde olamaz bu panaptikonda gözler.
Bentham bazen senden nefret ediyorum.

ooo


Gerçek işte böyle bir şey.
Nefret uyandırıyor kimi zaman. Çok zaman ve hatta sıklıkla ''tiksinti''.
Ah ama muhtaç olmak o doğrularımıza beton döken gerçekliğe.
O kolajı hatırlar mısınız?
Monet yeşilleriyle dolu bir tablo fakat çokta kusursuz değil ama inanılmaz güzel...
Bu sadece tablo kısmı tabi.
Detaylı bir işçilikle hazırlanmış masif bir çerçeve içinde duran bu tablonun üzerine yarısını kaplayacak
şekilde dökülmüş brüt beton.
Diğer yarısı ise ondan sıçrayan çimentolarla dolu.
Gerçeğin doğruya tecavüzü işte. Tecavüzcü bu varoluşta tablonun yeşiline dökülen beton. Evet evet beton.
Çok zaman sıfatlar.
Çok zaman kendine verdiği sıfatların arkasına sinsice saklanan insanlar.

Hadsiz miyim?
Olsun.

ooo


3:43


''Into the orchard, I walk peering way past the gate
Wilted scenes for us who couldn't wait
Drained by the coldest caress
Stalking shadows ahead
Halo of death
All I see is departure
Mourner's lament, but it's me who's the martyr''


Aynı gece. 2001'den bir Opeth ballad'ı. Onlardan beklenmeyecek kadar basit en az bir o kadar içe işleyen. Mikael gerçekten muhteşem bir ses.



ooo


''Onlarsa hayvan gibi yaşarlar. Aç bir yırtıcı gibi koşarlar mutluluğun peşinde. Mutluluk nedir sorusunun cevabı  eksiktir bu arada onlarda. Haz, para veyahut bir yığın başka hikayeyi anlatır dururlar. Of! Etimoloji deme bana! En son ne zaman kullandığı kelimeyi uzun uzun düşünen bir insan gördün? Anlam yüklemekten bir vazgeçemedin!''

Notlarımın bu kadar canımı yakacağı aklıma gelmezdi. Susmak zamanı.
Her şey şiddet dolu, her şey apaçık aydınlık.